yaşam mutluluktur
» 21/8/2008 - Ücretsiz bilettir tebessüm
Kolay değil belki, ama imkansızda değil.
Hangi küskünlük bitmemiş, hangi dostluk başlamamış ha !
Yüreğin senin elinde dostum. İnsanları değiştiremezsin, ancak onlara olan düşüncelerini değiştirebilirsin.
Herkesi olduğu gibi kabul et, sen de olması gerektiğince ol. İnancının kazanmasını , ondan uzaklaşarak elde etme saçmalığından kurtul.
Hatırla, İYİLİĞİN HALLEDEMEDİĞİNİ KÖTÜLÜK HİÇ HALLEDEMEZ Kİ. . Yüreğine de kaydet bunu.
ÜCRETSİZ BİLETTİR TEBESSÜM YÜREK YOLCULUĞUNDA. .
Sevgiye davet çıkar sen de hadi. Kanaat getir, olumsuzlukları eriteceğine. Geçmişe üzülme. Yaptığın hatalardan ders aldıysan, mutlu edebildiysen eğer; bugünü bugünle yaşa. Fakat biraz dur.
Hayatına deneyimler eklemen için şart değil yanlışlardan geçmen. Başkalarının edindikleri doğruları yerleştir zihnine. Ölümün ne zaman geleceğini bilmediğinden, yolu uzatıp kaderini zorlama. Güzellikleri de bizzat kendin uygula.
Savrulma sakın. Bak BATSA DA GÜNEŞ, BIKMAMIŞTIR DOĞMAKTAN. SONUNDA TOPRAK OLSA DA CANLI, YORULMAMIŞTIR NEFES ALMAKTAN.
Dostum, bedelsiz değildir ki mutluluklar unutma. "O bedellerle olmanın neresi zarar" de, yorulma. Dertlere de yenilme hiç, galiptir iyilikler sen ilerledikçe. Sonra benim varlığıyla mutluluk duyduğum güzel dostum. Bir martının yanında yer al. Gökyüzü meskenin olsun senin de. Kat kendini maviye, hayran bakışları çek üzerine. Özgürlüğü uçuşlarınla anlat. Hem , kırık olsaydı kanadın ne önemi kalırdı ki genişliği dünyanın. Kaldır başını ve eğilme, sakın güçsüzce.Dipsizse de karanlık, dal içeri...Öyle bir dal ki; sen değil o korksun.. "Ne çıkar" deme, bir nur da senden olsun. |
Yorum (13) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
» 19/5/2008 -

Çam Ağacı ve SEVGİ
Bilir misiniz sevgi aslında bir çam ağacına tırmanmak gibidir.
Kolay değildir çam ağacına tırmanmak.Bazen ona bakarsınız,ne kadar heybetli deyip,korkarsınız.Bazen de haydi bir cesaret başlarsınız tırmanmaya.
Yavaş veya hızlı bu size kalmıştır.
Dallarına tutunarak tırmanırsınız.Her bir dalı sevginin kollarıdır aslında.Her adımda dinlenmek için,yaşamak için durursunuz ama o kadar ağırsınızdır ki 50 kg. bile olsanız o dal sizi tutamaz.Çünkü sadece et ve kemikten değilsinizdir.Zaman ilerledikçe ağırlığınız artar.Geçmişte yaşadıkları insanı 200kg.a ulaştırıverir.Sonunda tırmanmaya başladıkça dallar kırılmaya başlar.Yükseldikçe elinizi attığın her dal incelir ve biran gelir düşüverirsiniz.
Çoğunlukla iki düşünce vardır düşenlerin yüreklerinde;
-Bu ağaçın dalları çok ince , bu ağaç çok yüksek .
Vazgeçersiniz
-Başka çam ağaçlarını denemeliyim.
Sevgide aynı şeyleri yaşar ve sonunda yeniden düşer ve Vazgeçersiniz
Yeniden,yeniden,yeniden düşmek;Kafaüstü,yüzüstü,oturarak veya ayaklarınızın üzerine ne farkeder ki! Canınız yanar,öylesine yanar ki;Can acınızı unutur,kalp acınızı ömür boyu çekersiniz.
Nedir unuttuğunuz ?
ÇAM AĞACININ DALLARI DEĞİLDİR SEVGİ,SEVGİ ÇAM AĞACININ GÖVDESİDİR.ÖYLE BİR YAPIŞICIKSINIZ Kİ GÖVDESİNE BİR BÜTÜN OLACAKSINIZ. HER BİR DAL KIRILMAYA BAŞLADIĞINDA SİZ GÖVDESİNE TUTUNACAKSINIZ.SONUNDA, EN TEPEYE ÇIKTIĞINIZDA BÜTÜN DALLAR KIRILMIŞ OLSA BİLE ÇAM AĞACININ GÖVDESİ SAĞLAM KALMIŞTIR.
İŞTE SEVGİ BUDUR.
Kolay değildir sevgi;Çam ağacının tepesine çıkmak da öyle.Başaranlardan olmanız dileğiyle
Ve Son Söz
Çam ağacının solmuş yapraklarını toprakta göndünüz mü? Göremezsiniz,o sevgi ağacıdır,sevginin dalları vardır ancak küçük bir meltemle bile kopacak yaprakları yoktur.
 |
Yorum (9) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
» 10/5/2008 - ANNELER GÜNÜ

Bir kadın için en güzel an ,yani anne olduğu o ilk an çok önemlidir .
tüm annelerin ve anne adaylarının anneler günü kutlu olsun  |
Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
» 28/4/2008 - YAĞMURDA BİR AKŞAM HÜZNÜ

Yağmurda Bir Akşam Hüznü O öyle bir enerjidir ki, hepimizin üzerinde farklı ya da benzer etkiler bırakır.
Sıkıntıyla başlayan ilk dakikaların yerini , tuhaf bir ferahlama, hafifleme, arınma alır. Onunla bütünleşir, hüznün kollarına bırakırsınız kendinizi…
Sanki gökyüzü yüreğiniz, çakan şimşekler hıçkırığınız, yağmur da gözyaşlarınızdır artık…
Ağlamak isteyip de ağlayamadığınız anlar vardır ya, hani nefessiz kalmış gibi hissedersiniz kendinizi, tek güç bulduğunuz suçlu sebebiniz yine yağmurdur…
Yalnızlığınız farketmediklerinize sarılır, keşfetmeye başlarsınız,gördüğünüz herşey size daha doğal, zengin, güçlü, renkli gelir…
Yağmur yağmaya başladığında zaman devreye girer.. Geçmiş, gelecek, şu an… Kazançlarınız, kaybedişleriniz.. Farkında olma haliniz….
Yeniden diyebilirseniz herşeye rağmen… Umutla… Tanrıdan gelen herşeyi sevgiyle, sabırla kucaklayabilirseniz eğer; Sevimli o meşhur Arap kızının camdan size bakıp el salladığını görebilirsiniz:) O öyle bir enerjidir ki, hepimizin üzerinde farklı ya da benzer etkiler bırakır.
Sıkıntıyla başlayan ilk dakikaların yerini , tuhaf bir ferahlama, hafifleme, arınma alır. Onunla bütünleşir, hüznün kollarına bırakırsınız kendinizi…
Sanki gökyüzü yüreğiniz, çakan şimşekler hıçkırığınız, yağmur da gözyaşlarınızdır artık…
Ağlamak isteyip de ağlayamadığınız anlar vardır ya, hani nefessiz kalmış gibi hissedersiniz kendinizi, tek güç bulduğunuz suçlu sebebiniz yine yağmurdur…
Yalnızlığınız farketmediklerinize sarılır, keşfetmeye başlarsınız,gördüğünüz herşey size daha doğal, zengin, güçlü, renkli gelir…
Yağmur yağmaya başladığında zaman devreye girer.. Geçmiş, gelecek, şu an… Kazançlarınız, kaybedişleriniz.. Farkında olma haliniz….
Yeniden diyebilirseniz herşeye rağmen… Umutla… Tanrıdan gelen herşeyi sevgiyle, sabırla kucaklayabilirseniz eğer; Sevimli o meşhur Arap kızının camdan size bakıp el salladığını görebilirsiniz:)
 |
Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
» 22/4/2008 - YAŞAMINIZI KENDİNİZ YAZIN

[
Yaşamınızı Kendiniz Yazın
Birinin size bir kalem verdiğini düşünün; kapaklı, içini göstermeyen bir kalem.
Ne kadar mürekkebi olduğunu göremiyorsunuz. Bir-iki deneme cümlesi yazdıktan sonra kalem bitebilir ya da bir çok şeyi değiştirebilecek bir ya da daha çok başyapıt yaratmaya yetebilir. Başlamadan bunu bilemezsiniz.
Oyunun kurallarına göre bunu bilmeniz olanaksız, asla bilemezsiniz. Bu konuda şansınızı denemek zorundasınız!
Aslına bakılırsa hiçbir oyunun kuralı sizi bir şey yapmaya zorlayamaz. Kalemi elinize alıp kullanmak yerine, onu bir dolapta ya da çekmecede hiç kullanmadan, kurumaya bırakabilirsiniz.
Peki, kullanmaya karar verirseniz, onunla ne yapacaksınız? Oyunu nasıl oynamayı düşünüyorsunuz?
Tek bir kelime yazmadan önce hiç durmadan planlar mı yapacaksınız? Planlarınız öylesine ayrıntılı olacak ki asla gerçekten yazmaya başlayamayacak mısınız?
Yoksa kalemi elinize alıp, yazmaya mı girişeceksiniz? Kelimelerin sizi götürdüğü yere gidip onların kıvrımları, büklümlerine siz de kendinizi kaptıracak mısınız?
Bir sonraki kelimede mürekkep bitebilir diye dikkatle ve özenle mi yazacaksınız? Yoksa kendinizi kalemin hiç bitmeyeceği fikrine kandırıp ona göre mi davranacaksınız?
Ne yazmayı plânlıyorsunuz? Sevgi mi? Nefret mi? Eğlence mi? Perişanlık mı? Yaşam mı? Ölüm mü? Hiçbir şeyi mi? Yoksa her şeyi mi?
Yalnızca kendinizi mutlu etmek için mi, yoksa başkaları için de mi yazacaksınız? Ya da başkaları için yazıp kendinizi mi mutlu edeceksiniz?
Kelimeleriniz titrek ve silik mi, yoksa koyu ve gözüpek mi olacak? Süslü mü, sade mi?
Hatta hiç yazacak mısınız? Bir kez kalem verilince sizin yazmanızı isteyecek hiçbir kural yok. Ön taslak yapacak mısınız? Kısa notlar almayı düşünüyor musunuz? Düşünürken amaçsızca resimler karalayacak mısınız?
Satırların üzerine mi, arasına mı yazmayı düşünüyorsunuz? Belki de orada olmalarına karşın hiç satır görmezsiniz? Satırlar var mı?
Bu konuda düşünecek pek çok şey var, değil mi? Şimdi size bir yaşam verildiğini düşleyin...
David A Berman  |
Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|